Biliyorum tamam... Kişisel gelişime tepkiliyiz. Birilerinin çıkıp da şimdi hayatında bi devrim yarat falan tarzı tuzu kuru deyimlerine ihtiyacımız olmadığını düşünüyoruz. Kendimizce sebeplerimiz var çünkü. Paramız yok, yeterli eğitim göremedik, evimiz sapa yerde su basıyor, eşimiz işten atılmış, mal sahibi kapıya dayanmış... Ve böyle bir durumda düşünce gücünün etkisine nasıl inanalım, hak veriyorum açıkçası. Zaten durup dururken; zor bulduğumuz işimizi, binbir taksitle aldığımız kıyafetlerimizi, parasını yıllarca biriktirip sonunda aldığımız kutu gibi evimizi bırakıp da nasıl gidelim Hindistan'a değil mi? Evet hak veriyorum artık ki kişisel gelişim Türkiye'de belli bir yere kadar uygulanır efendim.
Fakat bu seferki başka bişey. Yine yaz tatilimde boş durmadım, araştırdım geldim karşınıza:) Bu sefer hayatımı değiştirecek şeye komşu gezmesinde rastladım. Şaşılacak şey ki, ev sahibesi hanım koştu geldi elinde ansiklopedi tarzı kitaplarla. Osho dedi.. Kendisi fikirlerine güvendiğim biridir, elime aldım inceledim. Tabi boş durur muyum o akşam anlatılanlardan çok etkilendim, gittim aldım bi kaç kitabını.
Osho Hindistanlı bir felsefeci. Bilmeyenlerimiz için söylüyorum, zira ben de kendisini yeni tanıyorum. Hindistan’ın Madhya Pradesh eyaletinde Kuchwada'da 1931 yılında 11 Aralıkta dünyaya gelmiş. Bilinenin aksine, çocukluk günlerinde ve ilk gençlik çağında kendine yeni bir yol çizmeye çalışmış ve ona öğretilenlere baş kaldırarak asiliği düstur edinmiş. 21 yaşında üniversite eğitimini tamamlayarak felsefe dersleri vermeye başlamış ve halka açık konuşmalar yaparak tutucu insanlara kafa tutmuş açıkça. Kendisini varoluşçu olarak adlandırmış ve inanç sistemleriyle insan psikolojisi üzerine kendini muntazam bir şekilde geliştirmiş. Osho 60'lı yılların sonuna doğru kendi dinamiğini oluşturmuş, kendi yolunu çizmiş. İşte ben de bu yolun bazı sapaklarından çok etkilendim. Bir kere, özgüvenin önemini çok iyi ifade etmiş Osho. İnsan önce kendini sevmeli diyor, çünkü örnekleriyle bolca karşılaştığımız üzere, kendini sevmeyen insan nasıl sevilir değil mi ? Olaylar çok karmaşıklaştığında ise kendi içimize dönmemiz gerektiğini ve olayları akışına bırakmamız gerektiğini savunuyor. Ama daha fazla bilgi veremem, okuyup kendiniz yorumlayınız =)
Önemli bir not, Oshonun savunduğu şeyler kesinlikle felsefeyle ilgilidir, kişisel gelişimle alakalı değildir. Fakat ufuk açar, hayatı kolaylaştırır demek isterim size. Kişisel gelişimden farkı budur belki de;) Merak edenler için ise, 85 senesinde gözaltına alınıyor. Ve 90 yılında ölüyor. Fakat ölüm için söylediği şey ruhun bedeni terk etmesi durumu. Keyifli okumalar diliyorum:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder